Dünya genelinde 6 milyar dolarlık rakamsal büyüklüğe ulaşan redüktör sektörü, Türkiye’nin de önemli sanayi kollarının başında geliyor. Ağır sanayinin vazgeçilmez öğeleri arasında gösterilen sektörün Türkiye’deki ciro büyüklüğü, bugün 300-400 milyon doları bulmuş durumda. Üretiminin yüzde 60’ı yerli sanayi, yüzde 40’ı yabancı menşeli firmalardan oluşan sektörde, yerli imalatçılar üretimleriyle öne çıkma hedefinde. Gayri resmi rakamlara göre Türkiye redüktör pazarında her yıl ortalama 750 bin adet redüktör imal ediliyor. Yerli ve yabancı yaklaşık 35 adet firmanın faaliyet gösterdiği sektörde, ürünleriyle katma değer yaratmak ve uluslararası piyasalardaki rekabet gücünü artırmak isteyen yerli üreticiler, Ar-Ge faaliyetlerini artırmak için bu alandaki yatırımlarına destek istiyor.
Özel tip siparişlerle makina sanayindeki ağırlığını koruma hedefindeki redüktör sektörü; hız, zaman, küçük ebatlı ve yüksek tork aktarma özelliğine ilave dişli dayanımıyla öne çıkan ürün gruplarının imalatına ağırlık vermiş durumda. Bu noktada dünya ve Türkiye redüktör pazarında faaliyet gösteren imalatçılar için Ar-Ge yapmanın son derece önemli olduğunu vurgulayan firma sahipleri, bu alanda yeterince destek görememekten şikayetçi.
Makina sanayinin önemli bir parçası olan redüktör üretiminde Ar-Ge faaliyetlerinin son derece önemli olduğunun altını çizen firma sahipleri, bu alanda faaliyet gösteren işletmelere destek verilmesiyle katma değerli ürünlerin imal edilebileceğini belirtiyor. Türkiye’de çoğunluğu KOBİ ölçekli olan firmaların teşviklerden etkin bir şekilde yararlanamadığına vurgu yapan sektör temsilcileri, işlevsel bir mekanizmayı veya imalatçıyı Ar-Ge’ye teşvik edecek düşük faizli kredilerle sektörün önünün açılacağı görüşünde birleşiyor.
Sektörün gelişimine yönelik bir takım stratejik eksikliklerin olduğunu vurgulayan firma sahipleri, Türkiye redüktör sektörünün kalitesiyle dünya ile rekabet edebileceğine vurgu yapıyor. KOBİ’lerin kalite ve bilgi birikimleriyle özelde redüktör, genelde de makina ve ekipmanları alanında küçümsenmeyecek ölçüde bilgi birikimine ulaştığını aktaran sektör temsilcileri, maliyetler noktasında işletmelerin destek görmemesi nedeniyle yerli üretimin kendisinden beklenen performansı tam olarak yansıtamadığının altını çiziyor. Her yıl küresel rekabet koşullarının daha keskin bir şekilde artmasıyla, Ar-Ge ve ek mühendislik hizmetleri gerektiren çalışmaların adeta KOBİ’leri köşeye sıkıştırdığını savunan firma temsilcileri, destek sağlanması halinde bugün hem redüktör hem de makina sanayinde faaliyet gösteren çoğu işletmenin mevcut üretiminden çok daha kaliteli imalat yapabileceğine dikkat çekiyor.
SEKTÖR, YENİ PAZARLAR ARAYIŞINDA
2009 yılında makina sanayinde ertelenen siparişlerin de etkisiyle durgun bir yılı geride bırakan sektör, buna karşın 2010 yılıyla birlikte toparlanma eğilimine giren piyasalarla hızlı bir çıkış yakaladı. 2010’un ilk dokuz ayı itibariyle adet olarak satışlarını yaklaşık yüzde 30 oranında artıran Türkiye redüktör sektörü, son dönemde ihracata dönük çalışmalarına da hız veriyor. İhracatta Ortadoğu ülkeleri öne çıkarken, firmalar yeni pazar arayışlarını sürdürüyor. Teşvikler ve düşük faizli finans enstrümanlarına ilave istihdam üzerindeki yüklerin kaldırılmasını bekleyen sektör temsilcileri, ihracat çalışmalarının da desteklenmesini istiyor.
Sektörde teşvik ve destekler konusundaki eksikliğin yanı sıra dile getirilen bir diğer sıkıntı ise, denetim mekanizmalarının yetersizliği. Mevcut denetimin yetersizliği kalitesiz ve merdivenaltı üretimi sektörde artırırken, haksız rekabeti de körüklüyor. Piyasada boy gösteren kalitesiz mal girişinin bir an önce engellenmesi konusunda çağrı yapan ve aynı zamanda son kullanıcının ürün temininde seçici olmasını da bekleyen firmalar, redüktör alımı aşamasında işletmelerin teknik destek alarak doğru ürünü tercih etmesinin son derece önemli olduğuna dikkat çekiyor.